Sahil Güvenlik Komutanlığı, yaz aylarında Karadeniz’de meydana gelen boğulma olayları hakkında insanları bilinçlendirmek amacıyla “Çeken Akıntı” konusunda bilgiler verdi. Sahil Güvenlik Komutanlığı Karadeniz illeri ve Karadeniz’e yakın illerde tanıtıcı ve bilgilendirici görüntü ve materyaller dağıttı. Sahil Güvenlik Komutanlığı yetkilileri yaptıkları açıklamada, “Tarih boyunca çeşitli uygarlıklara ev sahipliği yapmış olan Türkiye, beş bin yıl önceye kadar uzanan geçmişiyle, baştanbaşa bir müze gibidir. paha biçilmez arkeolojik, tarihi zenginliklerinin yanı sıra, yer yer eşsiz denecek kadar güzel bir tabiata sahip olan yurdumuz, gerçek bir turizm cennetidir. Ülkemizin turizm cenneti olmasındaki en önemli etkenlerden biride eşi benzeri olmayan denizleri ve tatil yöreleridir. Karadeniz Bölgesi; Ege ve Akdeniz Bölgesi kadar yoğun olmasa da, özellikle yerli turistler tarafından tercih edilen eşsiz tatil beldelerine sahiptir. Karadeniz’in eşsiz güzelliklere sahip olan bu turizm merkezlerinin başında Sinop gelir. Karadeniz’in incisi olarak bilinen Sinop, yerli turistlerin ziyaret akınına uğrayan muhteşem bir yarımadadır. Karadeniz’in, en az Sinop kadar rağbet gören bir başka tatil beldesi de Amasra’dır. Amasra’nın Osmanlılarca fethi öncesinde şehre tepeden bakan Fatih, hayranlığını ‘Dünyanın göz bebeği burası mı?’ anlamına gelen şu cümlesiyle belirtir: ‘Lala Lala, Çeşm-İ Cihan Bu Mudur Ola?’ Fatih Sultan Mehmet işte bu sözleriyle Amasra’ya dünyaca bilinen Çeşm-İ Cihan lakabını bırakmıştır. Gerze ilçesi de Karadeniz’in ve Karadenizlilerin uğrak tatil beldeleri arasındadır. Tarihi ve tabiat güzellikleriyle dolu olan Gerze M.Ö. 1400 yılından itibaren çeşitli uygarlıklara ev sahipliği yapmıştır. Samsun civarında yaz aylarında Alaçam–Çatalçam–Kurupelit–Atakum–Terme plajları, yöresel sayfiye yerleri ve denize girmek için uygun, rağbet gören mevkilerdir. Öne çıkan bu beldelerin yanı sıra yerli turistler tarafından ziyaret edilen daha birçok beldeye sahip olan Karadeniz bölgesinde deniz turizmi, iklim farklılıkları nedeniyle Ege ve Akdeniz bölgelerindeki kadar uzun bir sürece sahip olmayıp, en yoğun dönemini temmuz ve ağustos aylarında yaşar” denildi.
“Boğulmaya Bağlı Ölümlerim Yaşandığı Bölge Karadeniz”
Turistler tarafından daha az tercih edilmesine ve turizm sezonunun sadece iki aylık bir dönemde yaşanmasına rağmen her yıl ortalama 1000 (Bin) kişinin hayatını kaybettiği ülkemizde boğulmaya bağlı ölümlerin en çok yaşandığı bölge, Karadeniz bölgesi olduğu belirtildi. Yetkililer, “Denizde boğulmaya dayalı ölümlerin büyük bir çoğunluğunun sebebi belki de daha önce hiç duymadığınız çeken akıntılardır. Halk arasında kum kayması olarak bilinen çeken akıntılar çok basit bir doğa olayıdır. Kolay bir bilgilendirme ve alınacak tedbirlerle, çeken akıntıdan kurtulabiliriz. Samsun plajları da dahil olmak üzere Karadeniz kıyılarının yapısından kaynaklanan bu doğa olayı her yıl birçok kayıp vermemize neden olmaktadır. Tehlike büyük olmasına rağmen önlemleri çok basittir. Burada sorun yüzme bilmemek değil, Karadeniz’i ve çeken akıntıyı bilmemektir. Çeken akıntılar özellikle güçlü kuzey rüzgârlarının estiği zamanlarda oluşur. Dip yapısının topuk-dalyan-topuk olduğu yerlerde görülür. Çeken akıntılar sahil şeridine dik doğrultuda ve sahilden derin suya doğru hareket eden çok kuvvetli akıntılardır. İyi bir yüzücünün saatte ortalama 4 kilometrelik bir hızla yüzdüğü ve çeken akıntı süratinin de saatte 5 ila 10 kilometre olduğu düşünüldüğünde, yüzücünün akıntıya karşı hiçbir şansı yoktur. Fırtınalı havalarda kıyı bölgelerdeki kumun güçlü dalgalarla yer değiştirmesi sonucu oluşan kum tepeciği-yarık-kum tepeciği oluşumu, çeken akıntı için gerekli dip yapısını hazırlamaktadır. Çeken akıntıların boyu 300 metreye kadar ulaşırken eni 6 ila 30 metre arasındadır” ifadelerini kullandılar.
“Çekmeye Karşı Ne Yapmalı?”
Yetkililer çekmeye karşı yapılması gerekenler hakkında da bilgi vererek şunları söylediler:
“Sahile dik gelen dalgalar kıyıya yakın topuklar oluşturur. Çeken akıntı; dalgalarla topuğun kıyı tarafına geçen su kütlesinin geri dönüşte, oluşan kum tepesinin bir kısmını yıkarak derin suya doğru akıntı oluşturmasıdır. Yıkılan kum tepesi üzerinde olan insanlar da bu olayı kum kayması olarak tanımlarlar. Çeken akıntı oluşması için; Kuzeyli rüzgârların, sahile dik dalgaların ve kumlu deniz dip yapısının olması yeterlidir. Çeken akıntıya kapılan kişi; öncelikle panik yapmamalı ve sakin olmalıdır. Sahile doğru yüzmeye çalışmamalıdır. Suyun üzerinde kalmalı, enerjisini boşa tüketmemelidir. Bunun bir doğa olayı olduğunu ve biraz sonra biteceğini unutmamalıdır. Sahile paralel yüzüp akıntıdan kurtulmalı ve akıntısız rotadan sahile çıkmalıdır. Sahile yüzemeyecek kadar yorgunsa su üstünde kalıp yardım istemelidir. Çeken akıntıya kapılan bir kişi gördüğünüzde; varsa can kurtarma yetkilisine haber verin. Bağırarak sakin olmasını, korkmamasını, suyun üzerinde kalmasını söyleyin ve ona cesaret verin. Su üzerinde kalmasını sağlayacak deniz yatağı, plaj topu, can simidi vb. atın. Akıntının etkisinin az sonra biteceğini kendisini yormamasını söyleyin. Akıntının içindeyken yüzerek yardımcı olmaya çalışmayın. boğulma korkusu ile çırpınan insanlara yardım konusunda eğitim almamış insanların yardım için uğraşırken akıntıya kapılıp kendi hayatını da kaybettiği bilinmektedir. Sahil Güvenlik Komutanlığı olarak bizler için çok değerlisiniz. Lütfen bize kulak verin. Yüzmeyi iyi öğrenin tekniğinizi iyi geliştirin. Kesinlikle yalnız yüzmeyin. Her zaman dikkatli olun. Özellikle çocukları, yaşlıları, yüzme bilmeyenleri gözden ırak tutmayın. Hiç unutmayın denizde ve denizle ilgili her şeyde Sahil Güvenlik her an ve her yerde sizinle.”