AK Parti Karabük Merkez İlçe Danışma Meclisi Toplantısı, Öğretmenevinde gerçekleştirildi. Toplantıya; AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, Karabük Milletvekili Osman Kahveci, Kalkınma Bakan Yardımcısı Mehmet Ceylan, Safranbolu Belediye Başkanı Dr. Necdet Aksoy, İl Genel Meclisi Başkanı Hüsnü Özcan, il başkanı, ilçe başkanları, belde başkanları ve çok sayıda partili katıldı. Açılış ve yoklamanın ardından konuşmalara geçilirken, AK Parti Karabük İl Başkanı Ömer Ayar, Karabük Belediyesinin çalışmalarını eleştirdi. Ayar, 2012 yılında yapılacak seçimlerde Karabük Belediyesini geri alacaklarını belirterek şöyle konuştu: Bugüne kadar AK Parti Karabükte girmiş olduğu seçimlerde arzu etmiş olduğu sonuçları aldı. Ankaraya hep alnımız açık bir şekilde gittik. 2009 yerel seçimlerinde çok ufak bir farkla seçimi kaybettik. Buna bizim bakış açımızdan yol kazası olarak bakılıyor. Önümüzdeki seçimlerde burada gördüğümüz ekiple inşallah Karabük yerel yönetimlerini tekrar AK Parti yönetimleriyle buluşturma günüdür. Bizden diğer ilçelerimizde yapmış olduğumuz hizmetlerle Karabükte yapılmış olan hizmetleri kıyasladığımızda Karabükün bunları yaşamaya hakkı olmadığını inanıyoruz
Milletvekili Osman Kahveci de, AK Parti iktidarının on yılda büyük hizmetler gerçekleştirdiğini söyledi. Her 4 yılda bir millete memnuniyetin sorulduğu ve halkında memnuniyetini gösterdiğini kaydeden Kahveci, sözlerini şöyle sürdürdü: Yeni bir yılın başındayız. Geçen ay AK Parti hükümetlerinin 11 bütçesini yaptık. Türkiye Büyük Millet Meclisi çok çetin bütçe tartışmalarına sahne oldu. AK Parti iktidarı olarak milletimize 10 yılda neler yaptığımızı ve önümüzdeki yıllarda daha neleri yapacağımızı Mecliste milletimize deklare ettik. Biliyorsunuz şirketlerde müşteri memnuniyeti çok önemli. Müşteri memnun olmazsa şirketler batar. Çünkü ürettiği ürünler satılamaz elde kalır. Siyasi partilerde de millet memnuniyeti çök önemli. Millet memnun değilse siyasi partiler iktidar olamazlar veya iktidar olsalar da iktidarlarını sürdüremezler. Millet memnuniyetini sadece sandıkta gösterir. Milletimiz demokrasi dışı her müdahaleye yeter söz de karar da milletindir diyerek tepkisini sandıklarda göstermiştir.' Milletin, 2002 Kasımında memnun olmadığı siyasi iktidarı değiştirdiğini anlatan Kahveci, şöyle konuştu: 'AK Partiyi tek başına yüzde 34 ile iktidara getirmiştir. Her 4 yılda bir millet memnuniyeti sorulmuş ve halkımız her seferinde memnuniyetini sandıkta göstererek Durmak yok yola devam demiştir. En son 2011 Haziranındaki sorgulamada yüzde 50 ile yola ve hizmete devam diyerek güvenini ve desteğini devam ettirmiştir. Milletin memnuniyeti nedir? Neden milletimiz AK Partiye durmak yok yola devam demektedir. Bugün Cumhuriyetimizin 90. yılındayız. 10 yıl önce Türkiye sanayide düşük yoğunluklu teknolojiye ve düşük standartlara sahip demokrasiye sahipti. Ekonomisi ve demokrasisi hasta insan hakları ve özgürlükler ayaklar altında idi. 2002de AK Parti iktidarında ortaya konan hedef ileri teknolojiye ve ileri demokrasiye sahip bir Türkiye idi. Bu hedeflere adım adım ulaşıldı ve yeni hedefler belirlendi. Hedef 2023 dendi. Hedef olarak daha yüksek yoğunlukta teknoloji ekonomik büyüme ve kalkınma ve daha da yüksek daha özgürlükçü ve yüksek standartlarda demokrasi. Bunun sonucu 500 milyar dolarlık ihracat, 2 trilyon dolar milli gelir ve 25 bin dolar kişi başına milli gelirle dünyanın ilk 10. ülkesi olmak.'
Ekonomi ve demokraside bu hedeflere yürüyen Türkiye'nin diş politikasında da önemli değişim ve ilkeler gerçekleştirdiğini anlatan Şahin, şunları söyledi: 'Güçlünün değil haklının, zalimin değil mazlumun yanında yer alıyor. Türkiye son on yılda her alanda büyük bir değişim ve büyüme süreci yaşamaktadır. Artık Türkiye, milli uçağını, milli tankını, milli savaş gemisini, milli füzesini, milli uydusunu üretebilir hale geliyor. İşte milletini sevmek işte milliyetçilik budur. Biz de nutuk milliyetçiliği yok icraat ve millete hizmet etmek var. 10 yıllık AK Parti iktidarında siyasi istikrar ekonomik istikrarı ve büyümeyi de beraberinde getirmiş ve bu arada 2 kere dünya ekonomik krizlerine rağmen büyümesini sürdürebilmiştir. Türkiye nereden nereye gelmiş. Bir baktığımızda; 2004 yılında her 100 evden 11inde bilgisayar varken şu anda her 100 evden 59unda bilgisayar var. 2004 yılında her 100 evden 54ünde cep telefonu varken, bugün 100 evden 93ünde cep telefonu var. 2002de 4,6 milyon otomobil varken bugün 8,5 milyon otomobil var. Bütün bütçe görüşmelerinde en önemli günden iç borçlanma olmuştur. TL cinsinden iç borçlanma faizi 2002de yüzde 62,7den bugün yüzde 5,9a düşmüştür. Faiz giderlerinin toplam bütçe içindeki payı yüzde 43, bugün yüzde 13e düşmüştür. İMFye olan 23,5 milyar dolarlık dış borç bugün 1 milyar doların altına düşmüştür. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin de, Karabükte toplantı düzenleyen CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekini eleştirerek 11. iktidar yılına giren partimizin en güçlü yanı teşkilatlarıdır. AK Parti her yerde seçimlerden büyük başarılarla çıkıyorsa, başarılarını her seçimde artırabiliyorsa bunda yapmış olduğu icraatların yanı sıra teşkilatlarını disiplinli şekilde halkıyla kol kola olmasıdır. Biz, Türkiyenin demokratikleşmesine vesayet demokratikleşmesinden gerçek demokratikleşmeye geçerken, bu konuda çok önemli icraat yapmış bir iktidarız' dedi.
Türkiye'nin bu konuda önemli mesafe aldığını anlatan Şahin, sözlerini şöyle sürdürdü: 'Muhalefetsiz demokrasi, demokrasi değildir. Muhalefet iktidarı denetleyecektir, iktidarın yaptıklarıyla ilgili eksikleri varsa bunları dile getirecektir. Ne iç bir ayna olun ne de dış bir ayna olun, düz ayna olun. Ne görüyorsanız olduğu gibi yansıtan bir muhalefet isteriz. Bu böyle mi Türkiyede? CHP Genel Başkan Yardımcımız Gürsel Tekin Bey Karabükü ziyaret etmiş, bana da mesaj bırakmış. Biz muhalefet partilerin etkin durumda olmasını, bizimle proje yarışında olmasını çok önemsiyoruz. Ama maalesef Türkiyede böyle olmuyor. Gürsel Tekin Bey gelmiş toplantı yapmış, Türkiyede taşeron işçilerle sorun yaşanıyor, bunların mağduriyetleri söz konusu, biz CHP olarak bu konuda bir tasarı hazırlığı içerisindeyiz, Şahin Beyinde imza atmasını öneriyorum demiş. Gerçekten kamu kurum ve kuruluşları son yıllarda hizmet satın almaya yoluyla bazı hizmetlerini yaptırıyorlar. Bu hizmetleri görmek için bu ihaleyi alan firmalarda taşeron adını verdiğimiz işçi arkadaşlarımızı çalıştırarak bunları yapıyor. Taşeron işçiler ile kamuda çalışan işçileri karşılaştırdığımızda mağduriyetleri söz konusu. Mesai izinleri, sosyal haklarıyla ilgili sorunları olduğunu biliyoruz, Gürsel Tekinin bu hassasiyetine teşekkür ediyoruz, bu sorunu çözmek için gündeme aldık. Benim imzamı almasına gerek de yok. Bu sorun iktidar olarak bizimde sorunumuzdur. Buraya gelmeden önce çalışma bakanımızla görüşme yaptım, uzun zamandır çalışma yaptığını biliyorduk, Bakanlar Kurulunda bu gündeme gelecek ve ardından kanun tasarısıyla meclise de gelecek. Biz bunu aylar önce çözmek için gündeme almıştık. Ayrıca, muhalefet partisi de bunun için teklif yapabilir.
Şahin, Gürsel Tekinin Türkiye şu an tıkanmıştır sözlerine şöyle cevap verdi: Ne bakımdan tıkanmıştır? Eğer Türkiye tıkanmışsa neden borsa tavana dayandı? Tıkanmışlık olsaydı borsa dibe vururdu. Dünyadaki ekonomik durumlarını gözleyen ve onlara not veren derecelendirme kuruluşları Türkiyenin notunu yükseltmezdi, yatırım yapılabilir ülkeler arasında değerlendirme yapılmazdı. Türkiye tıkanmış durumda olsa böyle bir çağrı olabilir mi? 2013-2014 yılında istihdam sağlamada dünyada üç tane ülke öne çıkacaktır deniliyor. Bunlar ABD, Meksika ve Türkiyedir ve bir beklenti daha var ikinci not artışı, Türkiye tıkanmış falan değil, Türkiyenin önü açık, bu tespit doğru değil. Eğer gerçekten tıkanmış olsaydı 44 yılın en düşük enflasyonu olabilir mi? Enflasyon fırlar giderdi. Devlet yüzde 63 ile borçlanıyordu eskiden, şimdi yüzde 5in altına düştü. Daha da aşağıya iniyor. Türkiye kötü yönetiliyor olsaydı geçmişlerdeki gibi olurdu. Türkiye ile ilgili bu tespitler doğru değil. Siz Türkiyede işlerin kötü gittiğini söyleyerek ülkemize yatırım yapmak isteyenlerin önünü kesiyorsunuz, bu nasıl bir anlayış bu nasıl vatanseverlik, bu sizin tespitlerinize bakarak ya bu böyle değilmiş der, eleştiri yapacaksınız ama sorumlu muhalefet yapacaksınız.'
Dış politikada önemli işler yapıldığını belirten Şahin, sözlerine şöyle devam etti: 'En son Başbakanımızın Afrika ziyareti vardı. Orada yapmış olduğu konuşma beni çok etkili, biz Afrikaya başkaları gibi altınları, elmasları için değil, biz sizi kardeşlik için ziyaret ediyoruz dedi. O Türkiyenin yeni dış politika anlayışıdır. Türkiye Başbakanını ilk defa ziyaret ettiğinde büyük coşkuyla karşıladılar. Biz 2005 yılını Afrika yılı ilan etmiştik ve 2013 yılını da Afrika yılı ilan ediyoruz. Afrikanın 36 ülkesinde büyükelçimiz var, buralara THY direk sefer yapmaya başladı. Biz göreve geldiğimizde Afrika ile ticaret hacmimiz 4 milyar dolar civarındaydı, şimdi 40 milyar dolar civarında. Başbakan giderken, iş adamlarıyla yatırımcıyla gidiyor. Bizim en fazla ihracat yaptığımız bölge Avrupa Birliği bölgesidir. Yüzde 6sını oraya yaparız ama son dönemlerde ihracat düştü peki nasıl telafi edeceğiz bunu, başka ülkelere yöneleceğiz ve oralara mal satacağız. Türkiye bunu yapmayı başardığı için rekor rakamla tamamladı. 4 nerede 40 nerede. CHP İstanbul Milletvekilinin Karabük için araştırma komisyonu kurulması istemesi üzerine eleştirilerde bulunan Şahin, şunları söyledi: CHP İstanbul milletvekilinin Karabük için araştırma önergesi vermiş, bu arkadaşımızı CHP genel merkezi Karabükten sorumlu kılmış, Karabük ile ilgilenmek zorunda. CHP İl teşkilatı daha önce Asit köyüne götürmüştü, birde yeni katı atık bertaraf tesisine götürdüler, Temmuz ayında İçişleri Bakanlığından o tesisin yapım yerinin uygun olmadığını 1963 yılında verilmiş rapordan bahsetmiş ve önerge vermiş. Aynı arkadaş bu senede bu katı atık bertaraf tesisi niye gecikti diye soruyor, şimdi bu niye gecikti diyor. Birçok sebebi var, onlardan biri CHPnin bu yanlış politikaları, CHP il teşkilatı da buradaki müteahhide arka çıktı, onu teşvik etti, yönlendirdi, burada inşaat yapılmaz diye adam da Zonguldak İş Mahkemesine dava açtı. Bu inşaat burada yapılamaz kararı aldırmak için bırakıp gidemiyordu, tazminatını alamayacaktı, dava açarak bundan kurtulmak istedi, dolduruşa CHP getirdi. En son vermiş olduğu araştırma önergesinde bu niye gecikti diyor. Araştırırsan kendin çıkacaksın. Karabükün sorunları araştırması meclis araştırma komisyonu kurulsun diyor, ancak teklifimim var Karabükün on yıl önceki halini bilen milletvekilleri olsun bu komisyonda diye konuştu. Şahin, Gürsel Tekinin diğer açıklamalarına şöyle karşılık verdi: 74 milyon insanımızın can güvenliği olmadığı döneme girdik diyor. Can güvenliği ile ilgili sorun yaşıyor musunuz? Biz sık sık kamu hizmetlerinden memnuniyet anketleri yaptırırız, sorarız hangi hizmetlerden memnunsunuz diye asayiş hizmetlerinde şu an vatandaşlar tarafından yüzde 79.4 memnuniyet var. Karabükte bu daha fazladır. Sağlık hizmetlerinden yüzde 75.9 memnuniyet var, en fazla memnuniyet duyulan alanlardan biri asayiştir.
Yıllardır terörle mücadele edildiğini ancak bir sonuç alınamadığını kaydeden Şahin, terörün sadece Türkiyenin değil başka ülkelerin de sorunu olduğunu söyledi. Türkiyenin yeni bir sürece girdiğini kaydeden Şahin, şöyle konuştu: Ama bir terör belasını da unutmamak gerekiyor. Güvenlik tedbirleriyle mücadele ederek, terörün sonunun bitirilemediği görülmüştür. Sadece güvenlik tedbirleriyle bu belanın üstesinden gelemeyeceğiz görülmüştür. Bu sorunla sadece Türkiyenin değil, başka ülkelerinde bu tür sorunları oldu. İrlanda, İspanya, onlarda yıllarca güvenlik tedbirleriyle bu terörü bitirmek için uğraş verdiler ama daha sonra görüşmeler yoluyla bu sorunu çözmeyi de denediler ve İrlanda ve İspanyada bu terör büyük ölçüde bu şekilde bitti. Şimdi Türkiyede sonucu silahların bırakılmasına kadar varacak olan bir süreç başladı, amaç silahların bırakılması. Bu sürecin kamuoyunda büyük bir memnuniyet doğurduğu görülüyor.' Halkın, bu sürecin silahların bıraktırılması suretiyle sonlandırılmasını istediğini anlatan Şahin, sözlerini şöyle sürdürdü: 'Kandan bıktık bu sorun bir şekilde çözülsün diyor. Terör örgütü ve onun elebaşı niteliğindeki kişilerde bu yollarla başarılı olamayacaklarını, Türkiyeye bir şey kabul ettiremeyeceklerini anladılar. 2012 yılı onlar için çok kötü bir yıl oldu. Eskiden vur kaç taktiği uyguluyorlardı, geçen yıl vur kal taktiği uyguladılar ama başaramadılar. Mehmetçiğimiz ve polisimiz onların planlarını bozdu. Biz vatandaşımızın tabi ki can ve mal varlığını korumakla sorumluyuz. Terörle mücadele terör var olduğu sürece devam edecektir. Bu sorun bitmelidir, talebi karşı taraftan gelmiştir. O halde silahları bırakın denmiştir böyle bir süreç başladı daha işin başındayız. Terör öyle bir örgüt haline geldi ki ahtapot gibi farklı kolları var. Kimi dünyanın en çok gelir elde eden uyuşturucu şebekesidir ve bu yolla silah temini ederek mücadelesini sürdürmeye çalışmaktadır kimi ülkeler tarafından kullanılmakta, Türkiyenin gelişmesine karşı bela edilmektedir. Silahın bırakılması şeklindeki talep olunca bir süreç başladı, bu süreci nasıl sabote edebiliriz? Paristeki cinayet bunun sonucudur. Moskovada bir cinayet işlendi. Şimdi araştırılıyor, PKKnın uyuşturucularını alarak buna karşı silah verdiği belirlenen Kürt kökenli biri öldürüldü. Paris ile bir bağlantısı var mı araştırılıyor. Uyuşturucu konusu üzerinde durulması konusundan yanayım. İki kişinin gözaltına alındığı söyleniyor ama bu işlenen cinayeti Batının başta Fransa olmak üzere iki ve çok yüzlülüğünü ortaya çıkarmaktadır. Biz AB ülkelerine siz PKK onların mensuplarını koruyorsunuz, sahip çıkıyorsunuz, bir gün bu örgüt sizinde başınıza bela olacak dedik ve olmaya başladı. Yılanı kucağınızda tutuyorsunuz dedik ciddiye almadılar. Türkiye iadesi ile ilgili yazılar yazdık hiçbirine cevap vermediler şimdi başlarına neler geldiğini onlarda görmeye başladılar. Önümüzdeki günlerde Almanyada buna benzer olaylarla karşılaşabilir. Türkiyenin bu beladan kurtulmasıyla ilgili bu süreci başarıyla sonlandırma gibi bir görevi olduğunu düşünüyorum. Enerjimizi bu alana harcadık.' İmkanları terörle mücadele için kullandıklarını anlatan Şahin, şunları söyledi: 'Bunları Türkiyenin kalkınması için kullansaydık Türkiye şimdi farklı konumda olmaz mıydı? Bundan biran önce kurtularak enerjimizi gerçek ihtiyaçlarımız için harcamak zorundayız. Savaşmak kolay zor olan barıştır dendi bizde zor olanı gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Bunu yaparken 780 bin kilometresiyle Türkiye Türkiyedir. 75 milyon insanıyla Türkiye bir millettir, ne toprak bütünlüğümüz ne de milletimizin birliğinden taviz vereceğiz. Bu terör sorununu bir şekilde bitirmekle ilgili bu süreç inşallah başarıya uğrar. Amaçlarının silahları bıraktırmak olduğunu kaydeden Şahin, konuşmasını şöyle tamamladı: Çukurcada bir karakola saldırmak istediler hemen bu sürecin başladığı ertesi gün. İstihbarat daha önceden bilgi aldığı için önlem aldık ve maalesef bir şehit verdik. Mardinde Suriye kolu var, muhtemelen Şam yönetiminin talimatıyla hareket etmektedir. İki eleman gönderdi bir kaçtı, diğer eleman polisi şehit etti. Bu sürecin bir şekilde bitmesini istemeyen farklı insanlar bu sürece zarar vermek için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar. Amacımız silahların bırakılmasıdır. Silahların bıraktırılması sonuç değil, başlangıçtır. Bu sürecin başlangıcı silah bırakmaktadır. Türkiyedeki militanlar bırakacaksınız sınırdan terk edip gideceksiniz. Ne yaparsanız yapın gayri memnunlar ortaya çıkacaktır, herkesi memnun etmeniz mümkün değil.